
Bazı şarkılar insana çok derin duygular yaşatabilir. Belki yaşanmışlık, belki tecrübeler belki de sadece bir anı. Fakat La Llorona tarih boyunca anlatılan bir hikaye. İşte böyle bir parça ister istemez insana çok eşsiz duygulara sürükleyebiliyor. Bir versiyonu sizi ağlatırken bir diğer versiyonu içinizi kıpır kıpır edebiliyor. Ama tarihinde acıklı bir hikaye yatıyor. Önce bu hikayeye bir göz atalım…

Hikayemiz 16. yüzyılın başlarında yaşanıyor. “La Malinche” adında Aztek soyundan bir kız bölgeyi işgale gelen “Hernan Cortose” adında bir köle tüccarı tarafından alınır ve karısı olur. Bu süreci kabullenmek zorunda kalan Malinche hayatına devam etmelidir ve İspanyolca çevirmenlik yapmaya başlar. Hayat akıp giderken Malinche 2 çokcuk dünyaya getirir. Çocuklar henüz konuşmaya başlamamıştır ki Hernan Cortose İspanyanın işgalci güçler tarafından kuşatıldığını ve vatanına hissettiği sorumluluk duygusu ile İspanya’ya geri dönüp savaşma kararı alır. La Malinche bu sırada konu dışıdır ve çocuklarıyla hayatını devam ettireceğini düşünmektedir. Fakat Cortose çocuklarınıda yanında götüreceğini söylemesi ile Malinche büyük bir bunalıma girer. Tanrıya çocuklarının onunla kalması için günler boyunca yalvarır. Cortose’nin İspanyaya gitmesinden önceki akşam ise mucizevi bir olay olur ve Malinche rüyasında tanrı ile konuşur. Ona “eğer çocuklarını o adamla İspanya’ya yollarsan bir zaman sonra o çocuklardan biri geri gelip burada büyük bir katliam yapacak” diyordur. Bu andan sonra Malinche için düşünmek bile yersizdir. Beşiklerinden çocukları kaptığı gibi gece karanlığında evlerinin yakınında bulunan göle gider ve iki çocuğunu da suda boğarak öldürür. Daha sonra ise Malinche o kadar üzülür ki öldükten sonra cennet’e gitmeyi kabul etmez ve sonsuza kadar hayalet olarak çocuklarını boğduğu gölün kenarında onlara ağıtlar yakar.
500 küsür yıllık bu hikaye tabii ki de zaman içinde bir çok değişime uğramış ve Amerika yöresinde günümüzde dahi çokça anlatılan bir hikayedir. Hikayenin başka versiyonlarında Malinche kocasına ihanet eder ve çocuklarına bakmak istemez. Bu yüzden onları gölde boğar ve öldükten sonra tanrı onu cezalandırmak için göle hapseder. Başka bir versiyonda ise Malinche ve eşinin maddi durumu çok kötüdür ve çocuklarına bakamayacakları için onları suda boğarak öldürürler. Bu versiyonlar bölgeden bölgeye zamanın getirdiği gereklilikler dahilinde değiştirilmiş ve nesilden nesile anlatılmıştır. Hikayenin içerisinde değişiklikler olsa bile sonucu değişmez, Malinche yani şarkımızda geçen Llorona artık bir gölün etrafında ruh olarak çocuklarına ağıt yakıyordur. Bu sebepten dolayı genellikle Kuzey Amerika kıtasın da akşamları çocukların yalnız başlarına göl ve nehir gibi yerlerde dolaşmaması söylenir. Yine bu inanca göre Llorona çocuklarının ölümünün ona yarattığı pişmanlık ve hüzünle gölün yakınında bulunan çocukları da öldürmek isteyebileceği yönünde söylentiler hakimdir.

Evet şimdi bu acıklı hikayeyi bildiğimize göre şarkının sözlerini anlamasak bile şarkının tonları ile o duyguyu sonuna kadar yaşayabiliriz. Hikayemizin tarihi aşağı yukarı belli olsa bile şarkımızın kesin bir tarihe koyamıyoruz. Zaman içerisinde bu hikayeye pek çok şarkı yazılmış ve söylenmiştir. Bizim ise konumuza giren 1961 yılında Chavela Vargas tarafından seslendirilmiş ve bu beste üzerinde şekillendirilmiş halidir. Bu parça çoğu zaman sizlere La Llorona tarafından yaşanan pişmanlık ve hüznü sonuna kadar hissettirir. Zamanla bir çok versiyonunun çıktığını söylemiştim. Benim favorim kesinlikle Chavela Vargas tarafından seslendirilen versiyonu. Tabi atlamamız gereken diğer sanatçımız 16 yaşındaki Angela Aguilar bu parça ile youtube üzerinde 82M izlenerek büyük bir başarı elde etmiştir. Ama asıl taktir edilecek nokta çektikleri mükemmel ötesi klip diyebilirim. 5.50 sn gibi bir sürede bütün hikayeyi bize harika bir şekilde anlatıyor. Klip La Llorona’nın yıllarca anlatılan hikayesi ile Meksika’da ölüler günü olarak kutlanan günün harika bir sentezi olmuş diyebilirim. Şiddetle tavsiye etmekteyim ve hemen aşağıda bıraktığım bağlantı ile klibe ve diğer versiyonlarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca aşağıda parçanın Türkçe sözlerini de bulabilirsiniz.
La Llorona Türkçe Sözleri
sakın inme o nehre, çocuk
sakın yalnız başına gitme oralara;
o hıçkırıklara boğulmuş kadın, sırılsıklam ve vahşi,
seni bir daha asla bırakmamacasına alıkoyabilir.
inliyor o kadın, güneş kasvet kırmızısına büründüğünde;
ağıdını yakıyor ay köhneleştiğinde;
hala da ağlıyor bebeklerine, durgun ve ölü,
ve soğuk sularda boğulmuş.
kadersiz bir aşkla bedellenmiş,
korku ve nefretle dolu.
uçurumun tepesinde bırakıverdi onları
ve kaderlerine terketti.
gece gündüz duyar oldu yakarışlarını
akıntının zirvelerine taşınmış olan çoktan;
acı dolu yüzleriyle doldu rüyaları,
ve ruhuna bir kez olsun uğramadı dinginlik.
suçluluğundan delirip acısıyla sersemlemiş,
uykusuzluktan bitap
nehre sıçradı, yağmurla kamçılanan,
ve nefessiz kaldı derin suların altında.
gece gündüz çocuklarını arıyor şimdi,
yolunu şaşırmış, kayıp, ve donuk;
sızlıyor, inliyor günlerce ve gecelerde,
eziyete boğulmuş, huzursuz ruh.
sakın inme o nehre, çocuk
sakın yalnız başına gitme oralara;
o hıçkırıklara boğulmuş kadın, sırılsıklam ve vahşi,
seni bir daha asla bırakmamacasına alıkoyabilir.
